29 Ekim Cumhuriyet Bayramı! 98 yıl önce Meclis’te neler yaşandı?

Tarih 29 Ekim 1923’ü ya da 29 Teşrinievvler 1339 Pazartesi’yi gösterdiğinde Millet Meclisi 43’üncü birleşiminde 5 gündem maddesiyle toplanmıştı. Bunlardan ilki ve en önemlisi “Kanuni Esasi Encümeninin, Teşkilatı Esasiye Kanunun bazı mevaddının tadiline dair kanun teklifi ve Kanunu Esasi Encümeni mazbatası” yani, Anayasa’nın bazı maddelerinin değişimi hakkında kanun teklifi ve Anayasa Komisyonu’nun belirlenmesiydi.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü’nde yaşananlar Nutuk’ta şöyle anlatıyor:

“Gece olmuştu… Çankaya’ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemalettin Sami ve Halit Paşa’lara rastladım. Ali Fuat Paşa, Ankara’dan hareket ederken bunların Ankara’ya geldiklerini o günkü gazetede ‘Bir Uğurlama ve Bir Karşılama’ başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşmemiştim. Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa ile Kazım Paşa’ya ve Fethi Bey’e de Çankaya’ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya’ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey’lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum.

Yemek sırasında: ‘Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz’ dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim. Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz.

Efendiler, görüyorsunuz ki Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabii olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki o sırada Ankara’da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyet’in ilan edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar.”

Mustafa Kemal Paşa o gece, İsmet Paşa ile birlikte 1921 Anayasası’nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını hazırladı.

TBMM tutanaklarında yer alan kayıtlara göre, Meclis 29 Ekim 1923 Pazartesi günü 5 gündem maddesini görüşmek üzere toplandı.

Gündem maddelerini, “Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik”, “TBMM tarafından ilan edilen seferberliğin kaldırılması”, “Fındık, portakal, limon, mandalina, çay ve duy yetiştirilmesi hakkında kanun teklifi”, “Kangırılı Kemikoğlu Süleyman bini Eyyubu’nun iade hukuku memnuasınına (haklarının iadesi) dair tezkere” ve “Deniz Kuvvetleri bütçesinin belirlenmesi üzerine Meclis tarafından 3 kişilik komisyon belirlenmesi” oluşturuyordu.

Meclis bu gündem maddeleriyle toplandıktan sonra yapılan görüşmeler sonrası Meclis Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Kanuni Esasi’de bazı değişiklikler yapılacağını bildirerek, zaten yönetim şeklinin “Cumhuriyet” olduğu, Anayasa’da da buna yönelik bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Gazi Mustafa Kemal daha sonra Teşkilatı Esasiye Kanununun değiştirilmesi teklif edilen maddelerini sıralarken, kanunu teklifini hazırlayanlar arasında yer alan Yunus Nadi, milletvekillerine yapılacak değişiklikler hakkında bilgi verdi.

Yunus Nadi’nin ardından kürsüye çıkan Saruhan vekili Yasıf Bey, yaptığı konuşmada “Türk Milleti bundan sonra başında tâcidar (padişah) kabul etmez, Türk Milleti bundan sonra başında hiçbir şahsın hâkimiyetini kabul etmez. Türk Milleti bundan sonra hiçbir ferdin esiri olamaz. Bundan böyle doğrudan doğruya kendisi hâkim. kendisi efendidir. Mukadderatına kendisi vâzıulyeddir. (Kaderine kendisi el koymuştur)” dedi.

Görüşlerini açıklayan (daha sonra Diyanet İşleri 4’üncü Başkanı olan) Konya vekili Eyüp Sabri Efendi de “Millet kendini bilmeyen bir adam tarafından idare olunamaz. Millet hiçbir zaman kendisiyle temas etmeyen eşhasa (şahslara) mukadderat veremez. Kafes içerisinde bulunanlar bu milleti idareye salâhiyattar (yetkili) olamaz. Şimdiye kadar bizim canımızı, kanımızı emen hükümdarların hangi birisi geldi de bizim halimizi ne olurdu? Koyununu yayan çobandan haberdar oldu mu? Bunun aksini iddia edebilecek var mıdır? Yoktur efendiler!” ifadelerini kullandı.

Antalya vekili Rasıh Efendi ise yaptığı konuşmada, “Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile sizin ilân buyurduğunuz esası, doğrudan doğruya milletin heyeti umumiyesinin hâkimiyetinin tecellisidir, kendi hakkını kendisi tarafından idaresi ve idemesidir. İşte bu esas dâhilinde kendi Devletine riayeset (başkanlık) edecek şahsı da yine kendi Devletine, kendi milletine, kendi vatanına karşı kendi hizmetiyle tanınmış olan şahsı, ancak o mevkie getirecek seçme usulünü de kabul ediyorsunuz ki bu milletin ilelebet kendisini kurtaracak yollar ve günler içerisinde yaşıyorsunuz; yaşasın Türk Milleti!” diye konuştu.

Anayasa değişikliği üzerine yapılan konuşmaların ardından Meclis Başkanı Gazi Mustafa Kemal, maddeleri üzerinde tek tek oylamaya götürdü. Teklif edilen maddeler oylanarak, yönetim şekli “Cumhuriyeti” olarak kabul edildi.

Anayasa’da yapılan değişikliğin hemen ardından ise Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı. Meclis’te bulunan 158 milletvekilinin oy kullandığı seçimleri Gazi Mustafa Kemal şöyle açıkladı:

“Türkiye Cumhuriyeti içim yapılan intihapta (seçimde) reye iştirak (oy kullanan) eden âzanın adedi 158’dir. Yüz elli sekiz âza müttefikan Ankara Mebusu Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini Cumhuriyet Riyasetine intihab etmişlerdir.”

Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından kürsüye gelerek milletvekillerine şunları söyledi:

“Muhterem arkadaşlar, mühim ve cihanşümul hadisatı fevkalâde (mühim ve dünyayı kaplayan olaylar) karşısında muhterem milletimizin teyakkuz ve intibahı (uyanma) hakikisine bir vesikai kıymettar olan, Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun bâzı maddelerini tavzih (düzenlemek) için encümeni mahsus tarafından Heyeti Celilenize (yüce heyetinize) teklif olunan kanun lâyihasının (teklifinin) kabulü münasebetiyle yeni Türkiye Devletinin zaten cihanda malûm olan, malûm olması lâzımgelen- mahiyeti beynelmilel mâruf (dünya tarafından bilinen) unvanı ile yadedildi. Bunun icabı tabiisi olmak üzere, bugüne kadar doğrudan doğruya Meclisinizin Riyasetinde bulundurduğunuz arkadaşınıza ifa ettirdiğiniz vazifeyi Reisicumhur unvanı ile yine aynı arkadaşınıza, bu âciz arkadaşınıza… (Estağfurullah, hakkınızdır sesleri) tevcih buyurdunuz. Bu münasebetle şimdiye kadar mükerreren (tekraren) hakkımda izhar (ortaya koyduğunuz) buyurmuş olduğunuz muhabbet ve samimiyet ve itimadı bir defa daha göstermekle yüksek kadirşinaslığınızı ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı Heyeti Celilenize bütün samimiyeti ruhiyemle arzı teşe’kkürat ederim. (Estağfurullah, Allah muvaffakiyet versin sesleri)

Efendiler! Asırlardan beri Şarkta mağdur ve mazlum olan milletimiz, Türk Milleti, hakikatte meftur olduğu hasailden muarra telâkki (bezmiş olduğu huylarından arındığı kabul) ediliyordu. Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat (yetenek), idrak kendi hakkında suizanda bulunanların ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak, zevahirperest insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz, haiz olduğu evsaf ve liyakatini Hükümetinin yeni ismiyle cihanı medeniyete daha çok suhuletle izhara muvaffak olacaktır. (İnşallah sesleri) Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkie lâyık olduğunu aşariyle ispat edecektir. (İnşallah sesleri) Arkadaşlar bu müessesei âliyeyi vücuda getiren Türk Milletinin son dört sene zarfında ihraz (elde) ettiği, zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere, tecelliyatını gösterecektir. (İnşallah sesleri) Âcizleri mazhar olduğum bu emniyet ve itimada kesbi liyakat etmek için pek mühim gördüğüm bir noktadaki ihtiyacımı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, Heyeti Aliyenizin şahsım hakkındaki teveccüh ve itimadının, müzaheretinin devamıdır. (Hiç şüphe yok, daima sesleri) Ancak bu sayede ve Allah’ın inayetiyle, şahsıma tevcih buyurduğunuz ve buyuracağınız vazaifi hüsn-ü ifaya muvaffak olabileceğimi ümidederim. (Allah muvaffak etsin sesleri) Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine, çok samimî ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi biran bile müstağni görmeyerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima noktayı istinat telâkki ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. (Şiddetli ve sürekli alkışlar)”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir