Sağlık Doktorlara Getirilen İl Dışı Özel Hastane Yasağı Geçersiz Sayıldı 30 Ocak 2025 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne karşı açılan davalarda önemli kararlar çıktı. Mahkeme, hekimlerin aynı il içinde birden fazla özel sağlık kuruluşunda çalışmasına izin veren düzenlemeyi hukuka uygun buldu.… Hakan Kaplan 6 Nisan 2026 30 Ocak 2025 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne karşı açılan davalarda önemli kararlar çıktı. Mahkeme, hekimlerin aynı il içinde birden fazla özel sağlık kuruluşunda çalışmasına izin veren düzenlemeyi hukuka uygun buldu. Bu uygulamanın, sınırlı hekim kaynağının daha verimli kullanılmasını ve hastaların sağlık hizmetine erişimini artırmayı hedeflediği vurgulandı . Ayrıca yapılan yasal değişiklikle hekimlerin en fazla iki sağlık kuruluşunda çalışabileceği sınırı da teyit edildi. Buna karşılık, hekimlerin başka illerde özel hastanelerde çalışmasını yasaklayan düzenleme hukuka aykırı bulundu. Mahkeme, bu kısıtlamanın hastaların hekime erişimini zorlaştırdığını ve sağlık hizmetinin etkin sunumunu engellediğini belirtti . Özellikle ulaşım imkanlarının gelişmesi ve sağlık hizmetlerinin coğrafi sınırları aşan yapısı dikkate alındığında, il dışı çalışma yasağının kamu yararına uygun olmadığı ifade edildi. Sonuç olarak, il içi çalışma serbestisi korunurken, il dışı çalışma yasağı yargıdan döndü. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/817 İSTEMİN_KONUSU: 30/01/2025 tarih ve 32798 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 15 . maddesinin 2. fıkrasının, 16. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 21. maddesinin 5. fıkrasının, 33. maddesinin, 42. maddesinin, 43. maddesinin 1. fıkrasının (e), (l) ve (ö) bentlerinin iptaline ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, Yönetmeliğin 15. maddesinin 2 . fıkrası yönünden, söz konusu düzenlemeyle özel hastanelerde çalışan hekimlerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmalarının zorunlu kılındığı, ancak Yönetmeliğin 3. maddesinde dayanak mevzuat hükümleri arasında 5510 sayılı Kanun’un yer almadığı gibi Sağlık Bakanlığının sosyal güvenlik ve sigorta konularında düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, öte yandan, iptali istenen düzenlemenin 5510 sayılı Kanun’un ek 10 . maddesine ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 66. maddesine aykırı olduğu, her iki Kanunda da açıkça hekimlere bir seçimlik hak tanındığı, 4/a veya 4/b statüsüyle özel hastanelerde çalışabileceklerinin düzenlendiği, ancak düzenlemeyle Kanun’un vermiş olduğu bir seçimlik hakkın ortadan kaldırıldığı; 16. maddesinin 2 . fıkrası yönünden, mevzuat gereği hekimlerin özel hastanelerde çalışabilmesi için ilgili branşa ait kadroların hastanede mevcut olması şartının olduğu, kadrolu çalışma esas olup ilgili branşta boş kadrosu bulunmayan özel hastanelerin hekimi çalıştıramadığı, mülga Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde Bakanlık tarafından planlama çerçevesinde özel hastanelere kadro dağıtımı yapılacağı düzenlemesine yer verildiği, ancak Bakanlığın söz konusu düzenlemenin yayım tarihi olan 2010 yılından bu yana hiçbir şekilde kadro dağıtımı yapmadığı, bu nedenle birçok hekimin kamu hastanelerine adeta zorla geçirildiği, özel hastanelerde hekimlerin çalışmasının “kadro yokluğu” nedeniyle engellendiği, Bakanlığın, mevzuat gereği yapması gerektiği halde kadro dağıtımı yapmadığı için özel hastaneler arasında kadroların devrinin çok yaygın hale geldiği, nitelikli bir kadronun bedelinin 200.000 USD gibi rakamlara dahi ulaştığı, dava konusu Yönetmelik yayımlanana kadar süregelen bu uygulama sonucunda kadroların bir mülkiyet haline geldiği, halihazırda kadrolara sahip olmak adına yüksek bedel ödeyen birçok özel hastane bulunduğu, ancak dava konusu kuralda, 2 yıl boyunca kullanılmayan kadroların iptal edileceğine dair düzenleme getirildiği, bu hususun mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, Bakanlıkç