Umut-suzluk

Umut kendimize göre iyi, güzel olan bir şeye, onun olacağına, iyi gideceğine inanmak ve buna güvenmektir. Daha çok gelecek için kullandığımız bir kavramdır.

Ve umutsuzluk… Tez konum

Üniversite son sınıf öğrencileri birinci sınıf öğrencilerinden daha umutsuz çıkmıştı. Birinci sınıfta “Daha önümde çok zaman var.” düşüncesinin rahatlığı ve son sınıfta “Ne olacak şimdi? Nasıl iş bulacağım? Memlekete mi döneceğim?” gibi bir sürü belirsizlik ve beraberinde gelecek kaygısı.

Belirsizlik, strese sebep olan en önemli etkenlerdendir. Bu bir de şimdideki olumsuzlukla birleşirse, kişilik özelliklerimizle birlikte umutsuzluğa kapılmamıza sebep olabilir.

Tabii, herkes benim gibi Pollyanna’nın Adana Şubesi değil Şaka bir yana, ben çocukken annem çalıştığı için, okulla birlikte kardeşlerin bakımı ve ev işi de bana kalıyordu. Bir sorun oldu ve ben çözemedim diyelim, önce gözyaşım bitene kadar ağlar, sonra bir çözüm bulup kalkar yapardım. Pollyanna kolay olunmuyor yani (Terapist, danışanın işine yarayacak ortak yaşantısını paylaşabilir, evet )

Geleceğin ne getireceğini, hatta gelip gelmeyeceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Yarın var mı bizim için… Ama gelecekse eğer, bunun nasıl olacağını tek başımıza biz belirleyemeyiz.

Bize düşen, her ne yapıyorsak en iyi şekilde yapmaya çalışmak ve sonucun olumlu, iyi, güzel olacağını ummaktır.

Umutsuzluk insanı depresyona, sonrasında intihara sürükleyebilir. Tezimin bütün literatür taramasının özeti… Yani umutsuzluk sürekli bir hale geldiğinde, insanı öldürebilir. Yaşıyorsa da yaşadığından keyif alamaz hale getirebilir.

“Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.” diyen Konfüçyüs’ü dinlemeliyiz bence.

“Bizim kapımız umutsuzluk kapısı değil!” (Mevlana’nın sözü değilmiş…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.