Uzmanlar Malatya’daki göçen binayı yorumladı

Malatya’da işyerlerinin olduğu iki katlı binanın çökme sebebinin tadilat olduğu öne sürüldü. Türkiye’de tadilatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı bir kez daha gündeme geldi. İTÜ Öğretim Üyesi Oğuz Cem Çelik ile ODTÜ İnşaat Mühendisleri Yapı ve Deprem Mühendisi Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Haluk Sucuoğlu mevcut durumu Habertürk TV’ye değerlendirdi

PROF. DR. OĞUZ CEM ÇAELİK: TADİLATLAR UZMANINA DANIŞIP, DENETİMLE YAPILMALIDIR

Çok üzücü bir durumla karşı karşıyayız. Deprem bile daha beklemeden bir şekilde bazen insan eliyle meydana gelen sorunlar nedeniyle binaları kaybeder duruma geldik. Tadilatlar dikkatle yapılması gereken çalışmalardır. Bunun gözetim altında yapılması gerekiyor. İnşaat mühendisliği ve mimarlık şanssız mesleklerden biri. Özellikle insan hayatıyla doğrudan ilişkili olan bu tür mesleklere gerekli önemi verilmesi gerekiyor. Özellikle tarihi binalarda mal sahiplerinin bunu tek başına yapmalarının hiç uygun olmadığını söylemeliyim. Yaşlı binaların sorunları saymakla bitmiyor. 24 Ocak 2020 yılında Doğanyol-Sivrice depremlerinden kaynaklanan sorunlar da bu bina için yaşanmış olabilir. Adli süreç başlayacaktır. Benim konuşacaklarım tahminin ötesine geçemez..Sorunlar zamanla birikmiş olabilir, önceki depremlerden kaynaklanmış olabilir. Aktif sismikitesi olan bir yer.Buralarda insanların kolon kaldıracağına cesaret edeceğini düşünmüyorum. Özellikle benim gördüğüm bu 2 katlı bina tamamıyla betonarme olabilirdi. Duvarları yığma olan, döşemeleri betonarme olan, kolonları olmayan karma sistem olabilir. Taşıyıcı bir duvar kaldırıldıysa ve zamanla kendi dayanımı, kapasitesini yitirdiyse, önceki depremlerde hasar aldıysa, birden hızlanarak yapının göçmesine neden olmuş olabilir.

“TADİLAT İŞİ BİLENLERE DANIŞARAK YAPILMALIDIR”

Üzücü olan tadilatlara maalesef insanlarımızın kendi karar vermesi. Herhangi bir binada değişikliği tek başına yapmanız yetkiniz var. Proje mühendisliği veya mimarlıktan onay almadan yetkiniz yok. Bina yapmak, mevcut binalarda değişiklik yapma konusu acı bir deyimle söyleyeceğim; maalesef hafife alınıyor. Küçük şeyler dışında yapılacak her türlü müdahalenin mutlaka gözetimde ve bunun için de gerekli izinler alması gerekir. Özellikle yığma kagir, betonarme karma yapılarda çok çok daha kritik oluyor bu durum. Ufacık bina da olsa maalesef yapı bina kendisini göçerek ortaya koyuyor. Bina yapma işi aslında bir kültürdür, buna sahip çıkmak, korumak da bir kültürdür. İstinat duvarları, çevre binaları da bu kültürün içindedir. Türkiye’de çok yetenekli mimar ve mühendisler var. Dünyada çok kaliteli işler yapabiliyorlar.Sorun kendi içimizde oluyor. Türkiye’de denetimsiz yapılaşma ve müdahaleler konusunda bazı sorunlar oluyor. Ben şunu öneririm, bu işi gerçekten iyi bilenler var. İnsanlar onlara ulaşıp, binalarını kontrol ettirip, onların gözetiminde, belirli kurallar çerçevesinde yapılabileceğini düşünüyorum. Özellikle kagir, yığma kagir ya da karma betonarme binalar yapım tarihleri eski olduğu için kırılgan binalar. Bu binaların sayısı Türkiye’de çok fazla. Bu binaların çok dikkatli şekilde ayıklanması gerekiyor. Mevcut bina stokunun en sorunlu binaları arasında yer alıyorlar. Dolayısıyla tadilat yapılırken imkan varsa tadilat yapmaktansa onu iyileştirme yönünde yapılmasını tavsiye ediyorum.

PROF. DR. HALUK SUCUOĞLU: MÜHENDİSLİK KURALLARINA GÖRE YAPILAN BİNALARDA ARTIK İNSANLAR ÖLMÜYOR

Genellikle tadilat yapıldığı zamanlarda hesap kitap yapılmıyor. Tadilat projesi yapılsaydı binanın kendi kendini zor taşıdığı anlaşılır, güçlendirme yapılırdı. Olaya sadece iki katlı bina üzerinden bakmayalım. Bu binalar kendi kendine yıkılıyorsa bu bizim yapı stokumuzu gösteriyor. Yüzdelere vurursanız Türkiye’nin genelinde bina stokunun genel olarak sorunlu olduğu ortaya çıkar. Binalar yorulmaz, depremde yıkılırsa yıkılır. Zamanında kötü yapılmışsa, malzemesi kötüyse, herhangi bir mühendislik hesabı yapılmamışsa, bilgi kullanılmadıysa. Malatya’da yine bir deprem olsa demek ki ne olacak? Birçok bina çok hasar görecek. 1999 depreminden bu yana olan depremler çok da büyük depremler değil. 70-80’li yıllardan gelen birikim. O iktidar, bu iktidar değil. Ben buna toplumsal suç ortaklığı diyorum. Biz göçebe toplum gibi hala yapı inşa etmeye devam ediyoruz. Belediyenin ruhsat vermesi, vermemesi çok kolay değil. Siyasi baskılar olabiliyor, tam bilmiyoruz.

“BU DURUM TÜRKİYE’NİN ÇOK CİDDİ PROBLEMİ”

Türkiye’de 10 katın üzerinde binalar var. İzmir’de yıkılan binalarda 2000 sonrası yapılan pek çok bina var. Mühendislik kurallarına göre yapılmış binalarda artık depremde insanlar ölmüyor. Ama biz bundan çok uzaktayız. Bu durumu Türkiye’nin çok ciddi problemi olarak görüyorum. Biz kentsel dönüşüm diye slogan attık ortaya. Kentsel dönüşüm başarılı olmadı depremle ilgili. Çok ihtiyacı olan bölgelerde yapılamadı. Kentsel dönüşümde yapılan bina sayısı riskli binalar sayı yanında çok düşük. Esas ihtiyaç olan yerlerde kentsel dönüşüm yapılamadı. Orada gelir düzeyi düşük olan binalarda yapılamıyor. İzmir’de binalar yıkıldı, oraya devlet geldi bina yaptı. Yöntem buysa yıllar boyunca devam edeceğiz. Kentsel dönüşümün Türkiye’de paydaşlarının katılımı çok zayıf. Katılamıyorlar çünkü imkanları yok. Bu çok büyük problem, bu probleme tılsımlı bir cevabımız yok, oturup bunu düşünmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir